Mahperi Hatun ve Şeyh Turesan Zaviyesi’nin Tarihsel Arka Planı
Anadolu Selçuklu Devleti’nin önde gelen kadın figürlerinden Mahperi Huand Hatun, dönemin iz bırakan mimari yapılarıyla biliniyor. Bu yapılar arasında, Şeyh Turesan Zaviyesi özellikle tasavvuf eğitimi ve dervişlerin yaşam alanı olarak öne çıkıyor. Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden Doç. Dr. Demet Kara, bu zaviyenin bilinmeyen yönlerini yüksek lisans tezinde ele aldı.
Şeyh Turesan Zaviyesi’nin Kuruluşu ve Vakıf Kayıtları
Zaviyenin İnşa Süreci
Kayseri’nin İncesu ilçesi ile Ürgüp’ün Başköy kasabası arasında, Tekke Dağı mevkiinde yer alan Şeyh Turesan Zaviyesi, 1240 yılında inşa edilmiştir. Yapının inşa kitabesinde Mahperi Hatun’un adı geçmese de, vakıf kayıtlarında Mahperi Huand Hatun ismi açıkça yer almakta ve yapının “Zaviye-i Şeyh Turesan” olarak anıldığı doğrulanmaktadır. Zaviyenin, II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesi Mahperi Hatun tarafından, onun saltanatı döneminde yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
Zaviyenin Toplumsal İşlevi
Zaviyeler, 14 ve 15. yüzyıllara kadar, şehir ve köylerde yolcuların ücretsiz konaklayabildiği, tarikat mensubu şeyh ve dervişlerin yaşadığı dini-sosyal kurumlar olarak hizmet vermiştir. Şeyh Turesan Zaviyesi de, bu işlevleriyle öne çıkmakta, ayrıca bazı odaların yaşam alanı olarak, kuzey duvarındaki halkaların ise konaklayanların hayvanlarını barındırmak için kullanıldığı bilinmektedir.
Zaviyenin Mimari Yapısı ve Ritüel Kullanımı
Plan ve Mimari Detaylar
Zaviyede, döneminin diğer yapılarına göre farklılıklar içeren bir plan uygulanmıştır. İç mekânda, ana eyvanın zeminden yükseltilmiş sekisi ve bu bölümde mihrap bulunmaması, eyvanın tasavvufi ritüellerde seyirci mahfili olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, orta sofanın örtüsünü destekleyen kemerler arasına yerleştirilen sembolik kubbe ve bu kubbenin hizasında yer alan, çatıya çıkan bir açıklık ile mimari bütünlük sağlanmıştır.
Sosyal ve Dini Fonksiyonlar
Tarikat zaviyeleri yalnızca dini merkezler değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın sağlandığı yerler olarak da öne çıkıyordu. Şeyh Turesan Zaviyesi, dervişlerin ve yolcuların barınması için kullanılmış, bu özelliğiyle Anadolu’daki ilk örneklerden biri olmuştur. Mahperi Hatun’un Kayseri, Tokat ve Yozgat’ta kurduğu vakıflarla birlikte, bu tür yapılar Osmanlı döneminde tekke ve dergâhlara dönüşerek işlevselliğini sürdürmüştür.






